5237 sayılı TCK m. 116'da düzenlenen konut dokunulmazlığını ihlal suçunun oluşabilmesi için failin 'rıza dışı' hareket etmesi gerekmektedir. Evlilik birliğinde veya ortak kullanılan bir konutta, bu kişilerden sadece birinin rızası olması, suçu ortadan kaldırır mı? Madde gerekçesi ve TCK m. 116/3 bu konuda hangi koşulu öne sürmektedir?
TCK m. 116/3, bu duruma özel bir düzenleme getirmiştir. Kural olarak, evlilik birliğinde aile bireylerinden birinin ya da ortak kullanılan bir konutta bu kişilerden birinin rızasının olması, konut dokunulmazlığını ihlal suçunun oluşmasını engeller. Yani, eşlerden birinin rızasıyla eve giren kişi, diğer eşe karşı bu suçu işlemiş sayılmaz. Ancak, TCK m. 116/3 son cümlesinde kritik bir koşul öngörmüştür: 'Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir.' Madde gerekçesinde bu durum örneklenmiştir: Konuttaki bir arızanın tamiri için eşlerden birinin tamirciyi eve alması meşru bir amaca yöneliktir ve rıza geçerlidir. Buna karşılık, eşlerden birinin, diğer eşi aldatmak (zina yapmak) amacıyla bir başkasını konuta alması halinde, bu kişinin konuta girmesine gösterilen rıza meşru bir amaca yönelik değildir. Bu nedenle, bu rıza geçersiz kabul edilir ve içeri giren kişi ile ona rıza gösteren eş, diğer eşe karşı konut dokunulmazlığını ihlal suçunu işlemiş olurlar. (Yargıtay 2. CD, 21.11.2023, E. 2023/19981)