Bir kira sözleşmesinin tarafı olan kiracı, sözleşmenin aslında kayınpederinin konutta oturmasını sağlamak amacıyla yapılmış muvazaalı bir işlem olduğunu ve gerçek bir kiralama iradesi taşımadığını iddia ederek menfi tespit davası açmıştır. Davalı kiraya veren ise sözleşmenin geçerli olduğunu savunmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/982, K. 2019/1334 sayılı kararı ışığında, davacı kiracının muvazaa iddiasını ispat yükümlülüğü ve bu ispatın hangi delillerle yerine getirilmesi gerektiği konusundaki usul hukukumuzun temel ilkesini açıklayınız. Mahkemenin, taraflar arasındaki akrabalık ilişkisi, kiralananın başkasına ait olması gibi 'yan delillere' dayanarak muvazaa iddiasını kabul etmesi hukuken mümkün müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #112233

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 201. maddesi (mülga 1086 sayılı HUMK m. 290) uyarınca, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldırmak veya azaltmak amacıyla yapılmış hukuki işlemlerin yine senetle ispatlanması gerekir. Bu ilkeye 'senede karşı senetle ispat' kuralı denir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/982, K. 2019/1334 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, kira sözleşmesinin taraflarından biri olan davacı, sözleşmenin muvazaalı olduğu iddiasını ileri sürdüğünde, bu iddiasını yazılı bir delil (senet) ile kanıtlamak zorundadır. Muvazaa iddiası, senedin (kira sözleşmesinin) hükmünü ortadan kaldırmaya yönelik bir iddia olduğundan, tanık beyanları veya taraflar arasındaki akrabalık, kiraya verenin malik olmaması gibi olgular tek başına muvazaayı ispatlamaya yeterli değildir. Bu tür olgular ancak bir 'delil başlangıcı' teşkil edebilir ve yazılı delilin olmadığı durumlarda diğer delillerin değerlendirilmesine imkan tanıyabilir. Ancak temel kural, sözleşmenin tarafının muvazaa iddiasını yine yazılı bir delille ispat etmesi gerektiğidir. Mahkemenin, somut olaydaki gibi 'yan delillere' dayanarak, yazılı delil olmaksızın muvazaa iddiasını kabul etmesi bu kurala aykırıdır. Kararda ayrıca, davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayanması halinde, mahkemenin bu hakkı davacıya hatırlatması gerektiği de belirtilmiştir, bu da yazılı delil olmadığında başvurulabilecek istisnai bir yoldur.