5549 sayılı Kanun kapsamında avukatlara getirilen bildirim yükümlülüğünün 'kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi' gibi meşru bir amaca hizmet etmesi, Anayasa Mahkemesi tarafından bu düzenlemenin Anayasa'ya uygun bulunması için yeterli görülmüş müdür? AYM'nin 'sınırlamanın amacı' ile 'sınırlamanın ölçülülüğü' arasındaki dengeyi nasıl kurduğunu açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #112222

Hayır, yeterli görülmemiştir. Anayasa Mahkemesi, 2021/28 E. sayılı kararında, temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin Anayasa'ya uygun sayılabilmesi için sadece 'meşru bir amaca' hizmet etmesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda bu amacın gerçekleştirilmesi için kullanılan aracın 'demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun' ve 'ölçülü' olması gerektiğini vurgulamıştır. AYM, dengeyi şu şekilde kurmuştur: - Meşru Amaç: Mahkeme, düzenlemenin 'suç gelirlerinin aklanmasıyla etkin mücadele' gibi kamu düzeninin korunmasına yönelik meşru bir amacı olduğunu kabul etmiştir. - Ölçülülük Denetimi: Ancak, bu meşru amaca ulaşmak için seçilen aracın (avukata bildirim yükümlülüğü getirilmesi), feda edilen hakla (özel hayata saygı, avukat-müvekkil mahremiyeti) orantılı olup olmadığını denetlemiştir. Mahkeme, bu yükümlülüğün avukatlık mesleğinin özüne, güven ilişkisine ve savunma hakkına verdiği zararın, elde edilmek istenen kamu yararından daha ağır olduğuna karar vermiştir. Ek güvenceler olmadan avukata yüklenen bu külfetin 'orantılı' olmadığı sonucuna varmıştır. Özetle, bir sınırlamanın amacının meşru olması tek başına yeterli değildir; kullanılan aracın da feda edilen hakla orantılı olması gerekir. AYM, bu olayda orantının bozulduğuna hükmetmiştir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/avukatlara-tekrar-getirilmesi-dusunulen-ihbar-zorunlulugu)