Bir davanın 'belirsiz alacak davası' olarak açılabilmesi için temel koşullar nelerdir? Taraflar arasında bir ticari kredi sözleşmesi bulunması ve bu sözleşmeye dayanarak bankanın kestiği masrafların iadesinin talep edilmesi, bu dava türünün koşullarını sağlar mı? Yargıtay 11. HD 2016/14489 E. kararındaki yaklaşım nedir?
Bir davanın belirsiz alacak davası (HMK m. 107) olarak açılabilmesi için temel koşul, davanın açıldığı tarih itibarıyla alacağın miktarının veya değerinin, davacı tarafından tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin 'objektif olarak imkansız veya kendisinden beklenemeyecek' olmasıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/14489 E., 2017/775 K. sayılı kararında, ticari kredi sözleşmesinden kaynaklanan masrafların iadesi talebinin belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı ima edilmektedir. Kararda, davalının 'davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını' savunduğu belirtilmiş ve Yargıtay, mahkemenin öncelikle bankanın bu tür işlemlerde uyguladığı masraf miktar ve oranlarını diğer bankalardan sorup karşılaştırarak davacının iade alması gereken bir miktar olup olmadığını belirlemesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu, alacağın miktarının, davacının basit bir araştırma veya bankadan talep edeceği belgelerle belirlenebilir nitelikte olduğu anlamına gelir. Eğer davacı, ne kadar masraf kesildiğini banka kayıtlarından öğrenebiliyorsa veya basit bir hesaplamayla bulabiliyorsa, alacak 'belirli'dir ve belirsiz alacak davası olarak açılamaz. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-363-kanun-yararina-temyiz.html)