Anayasa Mahkemesi'nin 262 sayılı bireysel başvuru kararında, HAGB kararının ifade ve basın hürriyetine 'ölçüsüz bir müdahale' olduğu sonucuna varılırken, 'şikayetçinin şeref ve itibarının korunması' hakkı nasıl bir dengelemeye tabi tutulmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #112211

Anayasa Mahkemesi, bu kararında çatışan iki temel hakkı, yani 'başvurucunun (gazetecinin) ifade ve basın özgürlüğü' ile 'şikayetçinin şeref ve itibarının korunması hakkı'nı bir denge testine tabi tutmuştur. Mahkeme, müdahalenin amacının şikayetçinin şeref ve itibarının korunması olduğunu ve bunun meşru bir amaç olduğunu kabul etmiştir. Ancak bu meşru amaca ulaşmak için kullanılan aracın (HAGB kararı ve içerdiği ceza tehdidi) orantılı olup olmadığını denetlemiştir. Değerlendirme sonucunda, başvurucuya verilen hapis cezası tehdidinin ağırlığı, bu tehdidin gazeteciler üzerinde yaratacağı caydırıcı etki ve otosansür riski göz önüne alındığında, ifade ve basın özgürlüğüne yapılan müdahalenin, şikayetçinin hakkını korumak için gerekenden daha ağır olduğu sonucuna varmıştır. Yani, 'şikayetçinin bu hakkı ile başvurucunun bir gazeteci olarak ifade ve basın özgürlüğü arasında adil bir dengenin kurulmadığı' tespit edilmiştir. İfade özgürlüğünün, özellikle kamusal tartışmalarda, daha üstün bir korumaya tabi olduğu ve ancak çok daha ağır durumlarda bu tür cezai tehditlerle sınırlanabileceği ima edilmiştir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hagb-kararina-karsi-bireysel-basvuru-ve-inceleme-siniri)