CMK m. 306 uyarınca sirayetten faydalanan sanık hakkında bozma sonrası yeniden kurulan hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı yönündeki Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihadına rağmen, Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 23.03.2022 tarihli kararında aksi yönde bir görüş benimsemesinin temel anayasal ve uluslararası hukuk dayanakları nelerdir?
Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin bu kararında, yerleşik içtihadın aksine, sirayetten faydalanan sanığın yeni hükmü temyiz edebileceğini kabul etmesinin temel anayasal ve uluslararası hukuk dayanakları şunlardır: 1. Anayasa m. 36 - Hak Arama Hürriyeti: Sanığın, hakkında yeni kurulan bir hükme karşı kanun yoluna başvuramaması, en temel anayasal haklardan olan hak arama hürriyetinin ve mahkemeye erişim hakkının kısıtlanmasıdır. 2. AİHS m. 6 - Adil/Dürüst Yargılanma Hakkı: Adil yargılanma hakkı, etkili bir kanun yolu denetimini de içerir. Yeni ve hatalı olabilecek bir hükme karşı denetim yolunun kapatılması bu hakka aykırıdır. 3. AİHS Ek 7 No'lu Protokol m. 2/1 - Cezai Konularda İki Dereceli Yargılanma Hakkı: Bu protokol, bir mahkumiyet kararının bir üst mahkeme tarafından yeniden incelenmesini isteme hakkını güvence altına alır. Sirayet sonrası kurulan yeni mahkumiyet hükmünün denetim dışı bırakılması bu hakla çelişir. 4. CMK'daki Genel Kural (m. 260 vd.): Ceza muhakemesinde kural, kesinleşmemiş mahkeme kararlarına karşı kanun yollarının açık olmasıdır. Sirayet sonrası hükmü temyiz etmeyi yasaklayan açık bir hüküm bulunmadığından, genel kuralın uygulanması gerekir. Daire, bu temel hak ve ilkelere dayanarak, YCGK'nın yerleşik görüşünün aksine, sanığın temyiz hakkının bulunduğunu kabul etmiştir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/sirayet-uzerine-kurulan-hukmun-temyiz-edilememesi-meselesi)