Bir kişinin, resmi nikahlı eşinin kendisini aldattığından şüphelenerek, eşinin bir başkasıyla kafede oturduğuna dair görüntülerini kaydetmesi ve bu görüntüleri boşanma davasında delil olarak kullanması eylemi, Yargıtay 12. CD 2017/4841 K. kararına göre hangi gerekçeyle suç oluşturmamaktadır?
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/4841 sayılı kararında, bu eylem, sanığın 'hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davranmadığı' gerekçesiyle suç olarak kabul edilmemiştir. Bu sonuca ulaşılırken şu hususlar dikkate alınmıştır: 1. Meşru Bir Amacın Varlığı: Sanığın amacı, merak gidermek veya ifşa etmek değil, açmış olduğu boşanma davasında, eşinin 'güven sarsıcı olumsuz tutum ve davranışlarını' ve sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini ispatlamaktır. Bu, hukuken meşru bir amaçtır. 2. Başka Türlü İspat Güçlüğü: Sadakatsizlik gibi eylemlerin başka delillerle ispatlanması genellikle zordur. Sanık, 'başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde' hareket etmektedir. 3. Delilin Korunması ve Sınırlı Kullanım: Sanık, kaybolma olasılığı bulunan bir delilin muhafazasını sağlamak istemiş ve bu delili üçüncü kişilerle paylaşmayıp, sadece ilgili olduğu hukuki süreçte (boşanma davası) kullanmıştır. Bu bütüncül değerlendirme sonucunda, sanığın eyleminde suç kastının bulunmadığı ve bu nedenle özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m. 134) veya diğer ilgili suçların yasal unsurlarının oluşmadığı kabul edilmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kisiler-arasindaki-konusmalarin-dinlenmesi-kayda-alinmasi-sucu-cezasi.html)