Bir kişinin, muhtarlık binasına bırakılan ve içinde komşusunun çıplak fotoğrafları bulunan bir zarfı, komşusuna değil de onunla akrabalık bağı bulunan üçüncü kişilere (nişanlısının ailesi) teslim etmesi, Yargıtay tarafından neden 'ifşa' suçu (TCK m. 134/2) kapsamında görülmemiştir? Bu kararda suçun hangi unsurunun eksik olduğu kabul edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #112192

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2013/16478 K. sayılı kararında, bu eylem 'ifşa' suçu kapsamında görülmemiştir çünkü suçun 'manevi unsuru' olan 'ifşa etme kastı'nın bulunmadığı kabul edilmiştir. Yargıtay'ın bu sonuca ulaşmasındaki mantık şudur: Sanık muhtarın amacı, mağdurenin mahremiyetini ihlal etmek, onu küçük düşürmek veya görüntülerini yaymak değildir. Sanık, kendisine emanet edilen ve mahrem içerikli olan bu zarfı, asıl sahibine ulaştırmanın bir yolu olarak, onunla en yakın ilişki içinde olduğunu düşündüğü nişanlısının ailesine teslim etmiştir. Bu durumda, sanığın iradesi 'yaymaya' veya 'açığa çıkarmaya' değil, 'ulaştırmaya' yöneliktir. Suçun oluşabilmesi için failin, görüntüleri hukuka aykırı olarak başkalarının bilgisine sunma bilinç ve iradesiyle hareket etmesi gerekir. Yargıtay, somut olayda bu özel kastın bulunmadığına kanaat getirerek, suçun manevi unsurunun oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerektiğini ima etmiştir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ozel-hayatin-gizliligini-ihlal-sucu-cezasi/)