HMK m. 363 uyarınca kanun yararına temyiz yoluna, 'ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar' ile 'istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına' karşı başvurulabilir. Bu iki karar türü arasındaki fark nedir?
Bu iki karar türü arasındaki fark, kararın kesinleşme şeklindedir: 1. İlk Derece Mahkemelerinin Kesin Olarak Verdikleri Kararlar: Bu kararlar, HMK'daki parasal sınırlar (örneğin, HMK m. 341'deki istinaf sınırı) nedeniyle, verildikleri anda kanun yolu kapalı olan, yani baştan itibaren 'kesin' nitelikte olan kararlardır. Örneğin, değeri istinaf sınırının altında kalan bir alacak davasında verilen karar bu niteliktedir. Bu kararlara karşı tarafların istinaf veya temyiz hakkı hiç doğmamıştır. 2. İstinaf İncelemesinden Geçmeden Kesinleşmiş Bulunan Kararlar: Bu kararlar ise, verildiklerinde aslında istinaf kanun yoluna açık olan, yani 'kesin olmayan' kararlardır. Ancak taraflar, yasal süre (2 hafta) içinde istinaf yoluna başvurmadıkları için, bu sürenin sonunda 'kesinleşmiş' hale gelirler. Yani, bu kararların kesinliği, kanun yolu hakkının kullanılmamasından kaynaklanır. Kanun yararına temyiz, her iki durumda da (ister baştan kesin olsun, ister sonradan kesinleşsin) hukuka aykırı olduğu düşünülen bu kararların denetlenmesine olanak tanır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-363-kanun-yararina-temyiz.html)