Tefecilik suçunda (TCK m. 241), fail ile borç alan arasında önceden var olan bir ticari ilişki (örneğin, mal alım-satımı) bulunması, suçun oluşumunu nasıl etkiler? Mahkeme bu durumda neyi araştırmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #112174

Fail ile borç alan arasında önceden var olan meşru bir ticari ilişki, tefecilik suçunun oluşmadığına dair güçlü bir savunma ve karine oluşturabilir. Ancak bu durum, suçu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Mahkemenin bu durumda araştırması gereken husus, dava konusu alacağın gerçekten bu ticari ilişkiden mi kaynaklandığı, yoksa bu ticari ilişkinin tefecilik faaliyetini gizlemek için bir 'paravan' olarak mı kullanıldığıdır. Mahkeme şunları araştırmalıdır: 1. Ticari Defter ve Kayıtlar: Tarafların ticari defterlerinde bu alım-satıma ilişkin fatura, irsaliye, sevk belgesi gibi kayıtların olup olmadığı. 2. Mal Teslimi: İddia edilen malın gerçekten teslim edilip edilmediği, buna ilişkin tanık beyanları ve belgeler. 3. Ödemenin Niteliği: Yapılan ödemelerin veya düzenlenen senedin, mal bedeli mi yoksa faizli bir borç ilişkisi mi olduğunu, ticari teamüllere göre değerlendirmelidir. Eğer alacağın dayanağının gerçek bir ticari ilişki olduğu ispatlanırsa, tefecilik suçu oluşmaz. Ancak, ortada gerçek bir mal alışverişi olmadan, sadece tefecilik işlemini gizlemek için sahte faturalar düzenlendiği anlaşılırsa, bu ticari ilişki savunması çöker ve suç oluşur. Yargıtay da kararlarında bu hususun titizlikle araştırılmasını istemektedir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/tefecilik-sucu-cezasi-tck-241-madde/)