TCK m. 133/2'de düzenlenen 'aleni olmayan söyleşiyi kaydetme' suçu, konuşmanın taraflarından biri tarafından işlenebilir. Bu suçun oluşabilmesi için kaydedilen konuşmanın içeriğinin, özel yaşam alanı kapsamında veya gizlilik taşıyan bir konuyla ilgili olması gerekir mi?
Hayır, gerekmez. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/5887 sayılı kararında da açıkça belirtildiği gibi, TCK m. 133/2'deki suçun oluşması için 'söyleşinin içeriğinin suçun oluşması bakımından bir önemi yoktur'. Kanunun koruduğu hukuki değer, kişilerin gizli kalacağı inancıyla yaptıkları konuşmaların mahremiyetidir, konuşmanın içeriği değil. Bu nedenle, en az üç kişi arasında geçen ve aleni olmayan bir söyleşi, herkes tarafından bilinen, sıradan, anlamsız veya kamusal bir konu hakkında dahi olsa, taraflardan biri tarafından diğerlerinin rızası olmaksızın kaydedilmesi bu suçu oluşturur. Önemli olan, konuşmanın 'aleni olmaması' yani özel bir çaba harcanmadan başkaları tarafından duyulamayacak nitelikte olmasıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kisiler-arasindaki-konusmalarin-dinlenmesi-kayda-alinmasi-sucu-cezasi.html)