TCK m. 132 ve m. 133'te düzenlenen suçların (haberleşmenin gizliliği, konuşmaların dinlenmesi) oluşabilmesi için dinlenen veya kaydedilen konuşmanın içeriğinin 'özel' veya 'gizli' olması şart mıdır? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #112136

Hayır, şart değildir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/5887 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, TCK m. 133 (ve benzer şekilde m. 132) kapsamındaki suçların oluşabilmesi için korunmak istenen, konuşmanın veya haberleşmenin içeriği değil, 'gizliliğinin kendisi'dir. Yani, konuşmanın 'aleni olmaması' (başkaları tarafından özel bir çaba harcanmadan duyulamayacak/algılanamayacak olması) suçun oluşması için gerekli ve yeterlidir. Konuşmanın içeriğinin suçun oluşması bakımından bir önemi yoktur. Bu nedenle, aleni olmayan bir konuşmanın içeriği, herkes tarafından bilinen sıradan bir konu, anlamsız bir sohbet veya kamusal bir mesele hakkında dahi olsa, rıza dışı dinlenmesi veya kaydedilmesi bu suçları oluşturur. Kanun, kişilerin gizli kalması beklentisiyle yaptıkları iletişimin bizatihi kendisini, içeriğinden bağımsız olarak korumaktadır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kisiler-arasindaki-konusmalarin-dinlenmesi-kayda-alinmasi-sucu-cezasi.html)