İşçiden 'teminat senedi' olarak alınan bir bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibine karşı, işçinin açtığı menfi tespit davasında görevli mahkeme İş Mahkemesidir. Peki, bu menfi tespit davasının reddedilmesi ve senedin icra yoluyla tahsil edilmesinden sonra, işverenin aynı senet nedeniyle ayrıca 'icra inkar tazminatı' talep etmesi mümkün müdür? Yargıtay 4. HD 2016/7611 K. kararını analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #112133

Metinler arasında bu konuda doğrudan bir karar bulunmamakla birlikte, Yargıtay 4. HD 2016/7611 K. sayılı kararı farklı bir konuyu ele almaktadır. O karar, SGK'nın kesinleşmiş bir idari para cezası için yaptığı takibe itirazın haksızlığı nedeniyle icra inkar tazminatı isteyebileceğine ilişkindir. Sorunuzdaki senaryo ise işçi-işveren ilişkisine dayanmaktadır. Ancak genel hukuk ilkeleri ve Yargıtay'ın 'likit alacak' kavramına yaklaşımı çerçevesinde soruyu cevaplayabiliriz: Menfi tespit davasının reddedilerek takibin devamına karar verilmesi, alacağın varlığının ve miktarının yargı kararıyla sabit hale geldiğini gösterir. Bu durumda alacak, 'likit' (belirli ve hesaplanabilir) hale gelir. İşçinin (borçlunun) bu takibe yaptığı itiraz, menfi tespit davasının reddiyle 'haksız' çıkmış olur. İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca, itirazın iptali davalarında alacaklının talebi halinde, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilir. Menfi tespit davasının reddi de benzer bir sonuç doğurur ve işveren, takibe yapılan itirazın haksızlığı kanıtlandığı için icra inkar tazminatı talep etme hakkına sahip olur. Önemli olan, alacağın likit olması ve itirazın haksızlığının mahkeme kararıyla saptanmasıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/idari-para-cezasi.html - Karar metninin genel mantığından yola çıkılarak yorumlanmıştır.)