CMK m. 306'da düzenlenen 'sirayet' kurumu, hangi temel adalet ilkesinin bir yansımasıdır ve bu kurumun uygulanmasının temel koşulu nedir?
Sirayet kurumu, temel olarak 'eşitlik' ve 'adalet' ilkelerinin bir yansımasıdır. Özellikle, aynı hukuki ve fiili durumda olan sanıklar arasında, sadece birinin kanun yoluna başvurup diğerinin başvurmaması nedeniyle farklı ve adaletsiz sonuçların ortaya çıkmasını önlemeyi amaçlar. Bu kurumun uygulanmasının temel koşulu, Yargıtay'ın bozma kararının, temyiz eden sanığın 'şahsına bağlı' olmayan, bilakis davanın esasına veya usulüne ilişkin 'ortak bir hukuka aykırılığa' dayanmasıdır. Yani, bozma sebebi, sadece temyiz eden sanığın kişisel durumuyla (örneğin, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı) ilgili olmamalıdır. Eğer bozma, delillerin hukuka aykırı olması, suçun unsurlarının oluşmaması, yanlış hukuki nitelendirme yapılması gibi hükmü temyiz etmeyen diğer sanıkları da ilgilendiren ortak bir nedene dayanıyorsa, bu lehe sonuçtan diğer sanıklar da 'temyiz etmişçesine' yararlandırılır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/sirayet-uzerine-kurulan-hukmun-temyiz-edilememesi-meselesi)