Bir kimsenin, kendisini aldattığından şüphelendiği eşinin telefon konuşmalarını, eve yerleştirdiği ses kayıt cihazı ile gizlice kaydetmesi ve bu kayıtları üçüncü kişilerle paylaşmayıp sadece açacağı boşanma davasında delil olarak kullanma amacı taşıması, Yargıtay içtihatlarına göre hangi suçun unsurları açısından değerlendirilmelidir ve sonuç ne olmalıdır?
Bu eylem, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, öncelikle TCK m. 132 (Haberleşmenin Gizliliğini İhlal) ve TCK m. 134 (Özel Hayatın Gizliliğini İhlal) suçları açısından değerlendirilmelidir. Ancak Yargıtay, bu tür durumlarda sanığın 'hukuka aykırı hareket etme bilinciyle' (manevi unsur) hareket etmediği gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerektiği yönünde kararlar vermektedir (Yargıtay 12. CD - Karar: 2019/4463). Bu sonucun gerekçeleri şunlardır: 1. Amaç: Sanığın amacı, üçüncü kişilerin özel hayatını merak gidermek veya ifşa etmek değil, kendisine karşı işlenen bir haksız fiili (sadakatsizlik) ispatlamak ve bir hakkını (boşanma davası) yasal yollardan korumaktır. 2. Başka Türlü İspat İmkânının Olmaması: Sadakatsizlik gibi gizli yürütülen eylemlerin başka türlü delillerle ispatı genellikle çok zordur. 3. Sınırlı Kullanım: Elde edilen delilin, üçüncü kişilerle paylaşılmayıp sadece ilgili davada mahkemeye sunulması, amacın delil elde etmekle sınırlı olduğunu gösterir. Bu koşullar altında, sanığın eyleminin meşru bir hakkı koruma ve ispatlama amacına yönelik olduğu, bu nedenle suç kastı taşımadığı kabul edilerek beraatine karar verilmesi gerektiği Yargıtay tarafından benimsenmektedir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kisiler-arasindaki-konusmalarin-dinlenmesi-kayda-alinmasi-sucu-cezasi.html)