Bir boşanma davasında, eşlerden birinin, diğer eşin sadakatsizliğini ispatlamak amacıyla, ortak kullanılan araca dinleme cihazı yerleştirerek diğer eşin üçüncü bir kişiyle yaptığı konuşmaları kaydetmesi ve bu kayıtları mahkemeye delil olarak sunması eylemi, TCK m. 132, 133 veya 134 açısından bir suç oluşturur mu? Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/4841 sayılı kararında bu durum hangi gerekçeyle hukuka uygun kabul edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #112070

Yargıtay'ın benzer olaylardaki yaklaşımına göre bu eylem, belirli şartlar altında suç oluşturmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/4841 sayılı kararında, sanığın eylemi 'hukuka aykırı hareket etme bilinciyle' işlemediği gerekçesiyle suçun yasal unsurlarının oluşmadığı ve beraat kararı verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu tür durumlarda eylemin hukuka uygun kabul edilmesinin gerekçeleri şunlardır: 1. Meşru Savunma ve Delil Koruma Amacı: Sanık, kendisine ve aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen ve 'başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan' bir haksız saldırı (sadakatsizlik) karşısında, kaybolma olasılığı bulunan delilleri korumak ve açacağı boşanma davasında iddiasını ispatlamak amacıyla hareket etmektedir. 2. Kastın Yokluğu: Sanığın amacı, başkasının özel hayatını keyfi olarak ifşa etmek değil, kendi hakkını (boşanma davası) korumaktır. Bu nedenle, suçun manevi unsuru olan 'hukuka aykırı hareket etme bilinci'nin bulunmadığı kabul edilir. 3. Sınırlı Kullanım: Elde edilen kayıtların üçüncü kişilerle paylaşılmaması, ifşa edilmemesi ve sadece ilgili davada mahkemeye delil olarak sunulması şarttır. Bu şartlar altında yapılan kayıt, TCK m. 132 (haberleşmenin gizliliği), m. 133 (konuşmaların dinlenmesi) veya m. 134 (özel hayatın gizliliği) kapsamındaki suçları oluşturmaz. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kisiler-arasindaki-konusmalarin-dinlenmesi-kayda-alinmasi-sucu-cezasi.html)