HMK'ya göre basit yargılama usulüne tabi bir davada, davacı vekilinin davayı açarken vekaletnamesini sunmaması halinde, mahkemenin bu eksikliği gidermesi için kesin süre vermesi ve bu sürede eksikliğin giderilmemesi halinde davayı usulden reddetmesi gerekirken, esasa girerek karar vermesi usulen doğru mudur? Bu durum HMK'nın hangi maddelerine aykırılık teşkil eder?
Hayır, usulen doğru değildir. Vekaletname sunulması, bir dava şartıdır (HMK m. 114/1-f). Dava şartlarının varlığı, mahkemece davanın her aşamasında re'sen gözetilir. HMK m. 115/2'ye göre, mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse, bu eksikliğin giderilmesi mümkün ise, tamamlattırılması için davacıya 'kesin süre' verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmezse, davayı usulden reddeder. Basit yargılama usulünde de bu kural geçerlidir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/15647 E. sayılı kararındaki olayda mahkemenin, gerekçesinde usule ilişkin eksiklikleri tartışıp haklı bulmasına rağmen sonuçta şikayetin kabulüne karar vermesi, gerekçe ile hüküm arasındaki çelişki nedeniyle bozulmuştur. Benzer şekilde, mahkemenin vekaletname eksikliği gibi giderilebilir bir dava şartı noksanlığını tespit etmesine rağmen, bu konuda kesin süre vermeden veya süreye rağmen eksiklik giderilmediği halde davayı usulden reddetmek yerine işin esasına girerek karar vermesi, HMK m. 115'e açıkça aykırılık teşkil eder ve bozma sebebidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-322-uygulanacak-hukumler.html)