Bir mahkemenin, Yargıtay'ın bozma ilamına uyma kararı vermesine rağmen, sonuçta bozma ilamının gerekçesiyle çelişen bir hüküm kurması, usul hukuku açısından nasıl bir aykırılık teşkil eder? Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2014/26736 E. sayılı kararında bu durum nasıl ele alınmıştır?
Bu durum, hem 'usuli kazanılmış hak' ilkesinin ihlali hem de hükmün kendi içinde çelişkili olması (HMK m. 297) nedeniyle usul ve yasaya ağır bir aykırılık teşkil eder. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2014/26736 E., 2016/11093 K. sayılı kararında bu durum ele alınmıştır. Mahkemenin bozma ilamına uymasıyla birlikte, bozma lehine olan taraf için bir 'usuli kazanılmış hak' doğar ve mahkeme artık bu uyma kararıyla bağlıdır; bozma gerekleri doğrultusunda karar vermek zorundadır. Somut olayda mahkeme, bozmaya uyma kararı verdiği halde, hükmün gerekçesinde bozma gerekçelerini tekrarlamış ancak sonuç (hüküm) fıkrasında bozmanın tam tersi yönde, yani yine davanın reddine karar vermiştir. Bu durum, hükmün gerekçesi ile sonuç fıkrası arasında açık bir çelişki yaratır ve HMK m. 297'ye aykırıdır. Aynı zamanda, uyma kararıyla doğan usuli kazanılmış hakkı da ihlal eder. Yargıtay bu nedenle, mahkemenin bozma ilamına göre takibin iptaline karar vermesi gerekirken, çelişkili bir şekilde davanın reddine karar vermesini bozma sebebi saymıştır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-363-kanun-yararina-temyiz.html)