CMK m. 102'de belirtilen azami tutukluluk sürelerinin hesabında, ilk derece mahkemesi kararından sonra temyiz incelemesinde geçen sürenin dahil edilip edilmeyeceği konusundaki hukuki tartışmayı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/3-49 E. sayılı dosyadaki itiraz gerekçeleri temelinde analiz ediniz.
Bu hukuki tartışma, CMK'daki 'kovuşturma' tanımının kapsamı ve azami tutukluluk sürelerinin amacından kaynaklanmaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itiraz gerekçeleri şunlardır: 1. Kovuşturma Evresinin Kapsamı: CMK m. 2/1-f'ye göre 'kovuşturma', iddianamenin kabulüyle başlayıp 'hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi' ifade eder. Temyiz aşaması da hüküm kesinleşmediği için kovuşturma evresine dahildir. 2. Kanunda İstisna Olmaması: CMK m. 102, azami tutukluluk sürelerini belirlerken, yasa yolu (temyiz) incelemesinde geçen sürenin bu hesaba dahil edilmeyeceğine dair hiçbir istisna getirmemiştir. Kanunda olmayan bir istisnanın yorum yoluyla sanık aleyhine yaratılması, kanunilik ilkesine aykırıdır. 3. Düzenlemenin Amacı: Azami tutukluluk süreleri, Anayasa ve AİHS'de güvence altına alınan kişi özgürlüğü hakkının ihlal edilmesini önlemek ve tutuklulukta makul sürenin aşılmamasını sağlamak amacıyla getirilmiştir. Temyiz süresini bu süreye dahil etmemek, bu amacın tam tersine, sanıkların yasal sınırlardan daha uzun süre tutuklu kalmasına yol açarak düzenlemeyi anlamsızlaştırır. Başsavcılık bu gerekçelerle, temyiz aşamasında geçen sürenin de CMK m. 102'deki azami süreye dahil edilmesi gerektiğini ve bu süre dolduğunda sanığın tahliye edilmesi gerektiğini savunmuştur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-107-tutuklananin-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi.html)