CMK m. 306 uyarınca sirayet kurumunun uygulanması, ilk hükmü temyiz etmeyen sanık yönünden kesinleşmiş olan hükmü ortadan kaldırır mı? 'Sirayet'in, temyiz etmeyen sanık yönünden temyiz hakkını yeniden canlandırıp canlandırmadığına ilişkin iki zıt görüşün temel mantığını karşılaştırınız.
Evet, sirayet kurumunun uygulanması, temyiz etmeyen sanık yönünden şeklen kesinleşmiş olan hükmün hukuki sonuçlarını ortadan kaldırır ve onun yerine yeni bir hüküm kurulmasını sağlar. Ancak bu yeni hükmü temyiz edip edemeyeceği tartışmalıdır. İki zıt görüşün mantığı şöyledir: 1) Temyiz Hakkı Canlanmaz (Genel Kabul): Bu görüşe göre, sanık ilk hükmü temyiz etmeyerek kanun yoluna gitmeme yönündeki iradesini ortaya koymuştur. Sirayet, bu iradeyi değiştiren bir kurum değildir; sadece bir lütuf gibi, diğer sanığın başarısından faydalanmasını sağlar. Hukuki kesinlik ve istikrar ilkeleri gereği, bir kez kullanılmayan veya feragat edilen temyiz hakkı yeniden doğmaz. Sirayet, sadece bozmanın lehe sonucundan yararlanma ile sınırlıdır. 2) Temyiz Hakkı Canlanır (Karşı Görüş): Bu görüşe göre, bozma sonrası kurulan hüküm 'yeni' bir hükümdür. Sanık, bu yeni hükme karşı daha önce temyiz iradesini kullanmamıştır. Yeni hükümde de hatalar olabilir ve sanığın bu hatalara karşı mahkemeye erişim hakkı kısıtlanamaz. CMK'da bunu engelleyen bir hüküm olmadığı gibi, CMK m. 306'daki 'temyiz isteminde bulunmuşçasına yararlanır' ifadesi, sanığın diğer sanıkla eşit haklara sahip olması gerektiğini ima eder. Aksi durum, adil yargılanma hakkına aykırı olur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/sirayet-uzerine-kurulan-hukmun-temyiz-edilememesi-meselesi)