Yargıtay, bir davada bozma ilamına uyulmasını 'usuli kazanılmış hak' olarak nitelendirirken, bu ilkenin istisnaları var mıdır? Özellikle, mahkemenin bozmaya uyduktan sonra yeni bir kanun değişikliği olması veya Anayasa Mahkemesi'nin ilgili kanunu iptal etmesi durumunda usuli kazanılmış hak geçerliliğini korur mu?
Evet, usuli kazanılmış hak ilkesinin istisnaları vardır. Bu ilke mutlak değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/5-1230 E., 2016/327 K. sayılı kararında ilkenin temel tanımı yapılmış olmakla birlikte, içtihatlarla ve doktrinde kabul edilen istisnaları şunlardır: 1) Maddi Hatanın Düzeltilmesi: Mahkemenin veya Yargıtay'ın açık bir maddi hatasına (örneğin, yanlış bir rakamın esas alınması) dayanan bozma kararları usuli kazanılmış hak oluşturmaz. 2) Kamu Düzenine İlişkin Hususlar: Görev, kesin hüküm gibi kamu düzenine ilişkin konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez. Mahkeme, bozmaya uysa bile sonraki aşamada re'sen görevsizlik kararı verebilir. 3) Yeni Bir İçtihadı Birleştirme Kararı Çıkması: Yargılamanın devam ettiği sırada, bozma kararının dayandığı hukuki görüşün aksine yeni bir Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çıkarsa, usuli kazanılmış hak geçerliliğini yitirir ve mahkeme yeni içtihada uymak zorundadır. 4) Yeni Kanun Değişikliği veya AYM İptal Kararı: Mahkemenin bozmaya uymasından sonra, davanın esasına etkili yeni bir kanun yürürlüğe girerse veya Anayasa Mahkemesi, bozmanın dayandığı kanun hükmünü iptal ederse, usuli kazanılmış hak ortadan kalkar. Mahkeme, yeni hukuki duruma göre karar vermek zorundadır. Yargıtay H.G.K. kararında da, bozma sonrası Anayasa Mahkemesi'nin 2942 sayılı Kanun'un Geçici 6. maddesini iptal etmesi, yeni bir hukuki durum yarattığı için direnme kararının bu 'değişik gerekçeyle' bozulması gerektiği belirtilmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-363-kanun-yararina-temyiz.html)