Sirayetten faydalanan sanığın bozma sonrası kurulan yeni hükmü temyiz edemeyeceği yönündeki genel kabule karşı, doktrin ve bazı Yargıtay Dairelerinin karşı oy gerekçelerinde hangi argümanlar ileri sürülmektedir? Bu karşı görüşün temel dayanakları nelerdir?
Genel kabule karşı ileri sürülen temel argümanlar, 'adil yargılanma hakkı' ve 'mahkemeye erişim hakkı' etrafında şekillenmektedir. Bu görüşün dayanakları şunlardır: 1) Yeni Hüküm Niteliği: Bozma sonrası kurulan hüküm, artık yeni bir hükümdür. Sanık, daha önceki hükmü temyiz etmemiş olsa da, bu yeni kurulan hükme karşı bir irade beyanında bulunmamıştır. Yeni hükümde de hatalar olabileceğinden, bu hataların denetimi için kanun yolunun açık olması gerekir. 2) Kanuni Engel Yokluğu: CMK'da, sirayetten faydalanan sanığın yeni hükmü temyiz etmesini engelleyen açık bir hüküm yoktur. Kural, kesinleşmemiş hükümlere karşı kanun yollarının açık olmasıdır. 3) Hak Arama Hürriyetinin İhlali (Anayasa m.36, AİHS m.6): Sanığın, kendisi hakkında yeni kurulan hükmü temyiz etme hakkının elinden alınması, mahkemeye erişim hakkının ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının kısıtlanması anlamına gelir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 23.03.2022 tarihli kararında bu görüş benimsenmiştir. 4) Sirayetin Amacı: Sirayetin amacı, usul ekonomisi sağlayarak hukuka aykırılığı gidermektir. Sanığı, yeni hükümdeki olası hatalara karşı olağanüstü kanun yollarına başvurmak zorunda bırakmak bu amaca aykırıdır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/sirayet-uzerine-kurulan-hukmun-temyiz-edilememesi-meselesi)