Bir kimsenin, kendisine karşı işlenmekte olan (tehdit, hakaret vb.) bir suçu veya uğradığı haksız bir saldırıyı ispatlamak amacıyla, karşı tarafın rızası olmaksızın yaptığı ses veya görüntü kaydı, özel hayatın gizliliğini veya kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi suçunu oluşturur mu? Yargıtay bu durumu hangi hukuki gerekçeye dayandırmaktadır?
Hayır, kural olarak suç oluşturmaz. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir kişinin, kendisine karşı işlenmekte olan ve başka türlü ispatlama imkanı bulunmayan bir suçu (tehdit, hakaret, şantaj vb.) veya haksız bir saldırıyı kaybolma olasılığı bulunan kanıtları güvence altına alıp yetkili makamlara sunmak amacıyla yaptığı ses veya görüntü kaydı, hukuka uygun kabul edilmektedir. Yargıtay bu durumu, failin 'hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle' (manevi unsur) hareket etmediği ve 'meşru savunma' veya 'zorunluluk hali' benzeri bir durum içinde olduğu gerekçesine dayandırmaktadır. (Yargıtay 12. CD - 2014/12706 K.). Bu durumda temel şartlar şunlardır: 1) Kaydın, ani gelişen ve başka türlü ispat imkanı olmayan bir durumu belgeleme amacı taşıması. 2) Kaydın, sistematik ve planlı bir şekilde delil yaratma amacı gütmemesi. 3) Kaydın, sadece yetkili makamlara (savcılık, mahkeme) sunulmak üzere yapılması, ifşa edilmemesi. Bu şartlar altında yapılan kayıt, TCK m. 133 veya m. 134 kapsamındaki suçları oluşturmaz. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kisiler-arasindaki-konusmalarin-dinlenmesi-kayda-alinmasi-sucu-cezasi.html)