Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda (TCK m. 134), gizliliğin 'görüntü veya seslerin kayda alınması' suretiyle ihlal edilmesi ile bu görüntü veya seslerin 'ifşa edilmesi' arasında nasıl bir hukuki ayrım vardır? Bir failin hem kayıt hem de ifşa eylemini gerçekleştirmesi durumunda ceza hukuku sorumluluğu nasıl belirlenir?
Hukuki ayrım, eylemin niteliği, failin amacı ve ceza miktarı bakımından ortaya çıkar: 1) Kayda Alma (TCK m. 134/1, c.2): Bu, özel hayat alanına ilişkin bir görüntünün veya sesin bir yere sabitlenmesi, kaydedilmesidir. Suç, kaydın yapılmasıyla tamamlanır. Bu nitelikli hal için ceza, temel cezanın bir kat artırılmasıdır. 2) İfşa Etme (TCK m. 134/2): Bu, daha önce kaydedilmiş olan özel hayata ilişkin bir görüntü veya sesin, hukuka aykırı olarak başkalarının bilgisine sunulması, açığa çıkarılmasıdır. İfşa, bir kişiye dahi yapılsa suç oluşur. Bu, bağımsız ve daha ağır cezayı (iki yıldan beş yıla kadar hapis) gerektiren ayrı bir suç tipidir. Bir failin hem kayıt hem de ifşa eylemini gerçekleştirmesi durumunda, gerçek içtima kuralları uygulanır. Yargıtay içtihatlarına göre, fail hem TCK m. 134/1, c.2 uyarınca görüntü veya ses kaydetmek suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan, hem de TCK m. 134/2 uyarınca bu kayıtları ifşa etmek suçundan ayrı ayrı cezalandırılır. Çünkü her iki eylem, farklı hukuki menfaatleri ihlal eden, birbirinden bağımsız suçları oluşturmaktadır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ozel-hayatin-gizliligini-ihlal-sucu-cezasi/)