Anayasa Mahkemesi, hukuka aykırı delillerin kullanılmasına ilişkin bireysel başvuruları incelerken, kendisini bir 'delil değerlendirme mercii' olarak mı konumlandırır? AYM'nin bu konudaki incelemesinin sınırı nedir ve İHAM'ın Jalloh/Almanya kararı bu sınıra nasıl bir perspektif sunar?
Hayır, Anayasa Mahkemesi kendisini bir delil değerlendirme veya temyiz mercii olarak konumlandırmaz. AYM'nin görevi, delillerin hukuka aykırı şekilde elde edilip edilmediğini doğrudan tespit etmek veya delillerin ispat gücünü tartışmak değil, hukuka aykırı olduğu iddia edilen delillerin kullanılmasının yargılamanın bütününü adil olmaktan çıkarıp çıkarmadığını, yani Anayasa'da güvence altına alınan temel hakları (özellikle Anayasa m.36'daki adil yargılanma hakkını) ihlal edip etmediğini değerlendirmektir. İHAM'ın Jalloh/Almanya kararında da belirtildiği gibi, asıl mesele delillerin kabul edilebilirliğine ilişkin iç hukuk kuralları değil, delillerin elde edilme yöntemi de dahil olmak üzere, yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığıdır. AYM, bu perspektifle, hukuka aykırı delilin yargılamadaki rolünü (tek ve belirleyici delil olup olmadığı), savunma haklarına saygı gösterilip gösterilmediğini ve hukuka aykırılığın genel olarak yargılamanın hakkaniyetini zedeleyip zedelemediğini inceler. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/ve-nihayet)