Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2011/3-49 E. sayılı kararında tartışılan temel uyuşmazlık nedir? Temyiz aşamasında geçen tutukluluk süresinin, CMK m. 102'de belirtilen azami tutukluluk süresinin hesabında dikkate alınıp alınmayacağı konusunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı ve Özel Daire'nin görüşü arasındaki farklılığı açıklayınız.
YCGK'nın 2011/3-49 E., 2011/28 K. sayılı kararında tartışılan temel uyuşmazlık, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasının ardından temyiz incelemesi sırasında geçen tutukluluk süresinin, CMK m. 102'de ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler için belirlenen 1 yıl 6 aylık azami tutukluluk süresine dahil olup olmadığıdır. - Özel Dairenin Çoğunluk Görüşü: Temyizde geçen sürenin tutukluluktaki makul süreden sayılmadığını ve bu nedenle CMK m. 102'deki azami sürenin hesabında dikkate alınmayacağını savunarak tutukluluğun devamına karar vermiştir. Bu görüş, AİHM'nin bazı kararlarına dayanmakta ve ilk derece mahkemesi mahkumiyetinden sonraki sürenin farklı bir nitelik taşıdığını ima etmektedir. - Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın İtirazı: Başsavcılık, CMK m. 2/1-f'ye göre kovuşturma evresinin hükmün kesinleşmesine kadar geçen süreyi kapsadığını, bu nedenle temyiz aşamasının da kovuşturmaya dahil olduğunu belirtmiştir. CMK m. 102'deki azami sürenin tüm soruşturma ve kovuşturma aşamasını kapsadığı, kanunda temyiz süresinin hariç tutulacağına dair bir hüküm bulunmadığı ve aksi bir yorumun sanık aleyhine olacağı gerekçesiyle, temyizdeki sürenin de hesaba katılması gerektiğini ve sanığın azami tutukluluk süresini doldurduğu için tahliye edilmesi gerektiğini savunmuştur. (Not: YCGK, bu kararda öncelikle Başsavcılığın itirazının usule uygun olup olmadığını tartışmış ve reddetmiştir, esasa girmemiştir ancak Başsavcılığın itirazı hukuki tartışmayı net bir şekilde ortaya koymaktadır.) (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-107-tutuklananin-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi.html)