Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2017/594 K. sayılı kararında, davacının 'usulsüz tebligat' iddiasına dayalı 'iade-i muhakeme' (yargılamanın iadesi) talebi reddedilmiştir. Bu ret kararının gerekçesi nedir? Usulsüz tebligat iddiası, yargılamanın iadesi sebebi midir, yoksa başka bir hukuki mekanizmanın mı konusudur?
Ret kararının gerekçesi, 'usulsüz tebligat' iddiasının, HMK m. 375'te sınırlı olarak sayılan yargılamanın iadesi sebeplerinden biri olmamasıdır. Mahkeme, davacının ileri sürdüğü gerekçenin, kanunda yazılı iade sebepleri arasında yer almadığını tespit ederek talebi usulden reddetmiştir. Usulsüz tebligat iddiası, bir yargılamanın iadesi sebebi değildir; bu iddia, başka bir hukuki mekanizmanın, yani 'kanun yoluna başvuru süresinin işlemeyeceği' ve 'eski hale getirme' veya 'temyiz' mekanizmalarının konusudur. Hukuki süreç şöyledir: Tebligat usulsüz ise, hukuken hiç yapılmamış sayılır. Dolayısıyla, karara karşı kanun yoluna (istinaf/temyiz) başvuru süresi işlemeye başlamaz. Davacı, usulsüz tebligatı ve dolayısıyla kararı öğrendiği tarihten itibaren, yasal süresi içinde, sanki karar kendisine yeni tebliğ edilmiş gibi temyiz yoluna başvurabilir. Bu başvurusunda, öncelikle tebligatın usulsüzlüğünü ve kararı yeni öğrendiğini ileri sürerek, temyiz süresinin öğrenme tarihinden başlatılmasını talep eder. Yargıtay'ın diğer kararlarında da (örneğin 2. HD 2018/8692 K.) belirtildiği gibi, bu tür bir başvuru, yargılamanın iadesi dilekçesi olarak değil, bir 'temyiz dilekçesi' olarak ele alınmalıdır. (Yargıtay 23. HD, E. 2015/1446, K. 2017/594)