5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 18. maddesi çocuklara kelepçe takılmasını yasaklarken, CMK m. 93 yetişkinlere belirli şartlarda kelepçe takılmasına izin vermektedir. Bu farklı düzenlemenin temelinde yatan ve 'çocuğun üstün yararı' ilkesiyle ilişkili olan felsefi ve psikolojik gerekçeler nelerdir?
Bu farklı düzenlemenin temelinde, çocuğun yetişkinden farklı olan psikolojik, duygusal ve fiziksel yapısının korunması ve 'çocuğun üstün yararı' ilkesi yatmaktadır. Felsefi ve psikolojik gerekçeler şunlardır: 1) Psikolojik Travma ve Damgalanma (Stigmatizasyon): Kelepçe takılması, yetişkinler için bile aşağılayıcı ve onur kırıcı bir eylemken, henüz kişilik gelişimi devam eden bir çocuk için çok daha derin ve kalıcı bir psikolojik travmaya yol açabilir. Çocuk, kendisini 'suçlu' olarak damgalanmış hissedebilir, özgüvenini yitirebilir ve bu durum gelecekteki sosyal uyumunu olumsuz etkileyebilir. 2) Gelişimsel Kırılganlık: Çocuklar, yetişkinlere göre daha kırılgandır ve olumsuz deneyimlerden daha fazla etkilenirler. Kelepçelenme gibi bir şiddet ve güç gösterisi, çocuğun devlete ve otoriteye olan güvenini temelden sarsabilir, onda öfke ve yabancılaşma duyguları yaratabilir. 3) Fiziksel Zarar Riski: Çocukların fiziksel yapıları daha hassastır. Metal bir kelepçenin takılması, bileklerine zarar verme riski taşır. 4) Onarıcı Adalet Felsefesi: Modern çocuk adaleti sistemi, çocuğu cezalandırmaktan çok, onu eğiterek ve destekleyerek topluma yeniden kazandırmayı (onarıcı adalet) hedefler. Kelepçe gibi baskıcı ve caydırıcı olduğu varsayılan bir araç, bu felsefeyle temelden çelişir. 'Çocuğun üstün yararı' ilkesi, çocukla ilgili her türlü kamusal işlemde, onun yararının öncelikli olarak gözetilmesini gerektirir. Kelepçenin çocuk üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler, güvenlik sağlama amacından çok daha ağır bastığı için, kanun koyucu bu ilke gereği kural olarak yasaklama yoluna gitmiştir. (sen.av.tr/tr/makale/kelepce)