Bir vergi mahkemesi, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verirken, İYUK m. 27/2 uyarınca 'idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu' ve 'işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğu' hususlarını belirtmek zorundadır. Bu zorunluluğun amacı nedir ve bu gerekçelerin belirtilmemesi halinde verilen yürütmenin durdurulması kararına karşı hangi kanun yoluna başvurulabilir?
Bu zorunluluğun temel amacı, yürütmenin durdurulması gibi önemli bir tedbirin keyfi ve soyut gerekçelerle verilmesini engellemek, kararın denetlenebilirliğini sağlamak ve tarafların kararın nedenlerini anlamasını temin etmektir. Bu, 'gerekçeli karar hakkı'nın bir yansımasıdır. - 'Açıkça Hukuka Aykırılık' Gerekçesi: Mahkemenin, işlemi hangi somut hukuk kuralına (kanun, yönetmelik, Anayasa) aykırı bulduğunu ve bu aykırılığın neden 'açık' nitelikte olduğunu belirtmesi gerekir. Bu, kararın hukuki temelini oluşturur. - 'Telafisi Güç Zarar' Gerekçesi: Mahkemenin, işlemin uygulanmaya devam etmesi halinde davacı açısından ne gibi geri döndürülemez veya zor telafi edilebilir sonuçlar (iflas, meslekten çıkarılma, itibar kaybı vb.) doğuracağını somut olarak açıklaması gerekir. Bu da, tedbirin 'gerekliliğini' ortaya koyar. Bu gerekçelerden yoksun bir yürütmenin durdurulması kararı, şekil yönünden hukuka aykırıdır. Bu karara karşı, davalı idare (veya talebi reddedildiyse davacı), İYUK m. 27/7 uyarınca, kararın tebliğini izleyen günden itibaren '7 gün içinde' ilgili Bölge İdare Mahkemesi'ne 'itiraz' edebilir. Bölge İdare Mahkemesi, bu itirazı inceleyerek kesin bir karar verir. İtiraz dilekçesinde, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu özellikle vurgulanmalıdır. (kadimhukuk.com.tr/makale/vergi-mahkemesi-gorevleri/)