Bir sanık, mağduru 'hile' kullanarak aldatmış ve ondan menfaat temin etmiştir. Savcılık, eylemi TCK m.157 (basit dolandırıcılık) kapsamında değerlendirerek iddianame düzenlemiştir. Kovuşturma aşamasında, sanığın bu hileyi gerçekleştirirken aynı zamanda 'bilişim sistemini' (örneğin sahte bir internet sitesi) araç olarak kullandığı anlaşılmıştır. Mahkemenin, bu durumda CMK m.225 (İddianamede Anlatılan Fiil ve Bağlılık) ilkesi çerçevesinde nasıl hareket etmesi gerekir? Sanığa ek savunma hakkı vermeden nitelikli dolandırıcılıktan (TCK m.158) ceza verebilir mi?
Mahkemenin, CMK m.225 uyarınca iddianamede anlatılan 'fiil' ile bağlıdır, ancak fiilin 'hukuki nitelendirmesi' (suç vasfı) ile bağlı değildir. Savcılığın eylemi TCK m.157 olarak nitelendirmesi, mahkemeyi bağlamaz. Mahkeme, yargılama sırasında ortaya çıkan delillere göre, eylemin aslında TCK m.158/1-f'deki (bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle) nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna kanaat getirebilir. Ancak, mahkeme sanığa doğrudan nitelikli halden ceza veremez. CMK m.226 uyarınca, sanığa 'ek savunma hakkı' tanımak zorundadır. Çünkü suçun hukuki niteliğinin değişmesi, sanığın savunmasını etkileyebilecek yeni bir durumdur. Mahkeme, sanığa veya müdafiine, eylemin TCK m.158/1-f kapsamında değerlendirilme ihtimali olduğunu bildirerek, bu yeni ve daha ağır suç vasfına karşı savunmalarını hazırlamaları için süre vermeli ve savunmalarını almalıdır. Bu ek savunma hakkı tanınmadan, basit dolandırıcılıktan açılan bir davada sanığın nitelikli dolandırıcılıktan mahkum edilmesi, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve mutlak bir bozma nedenidir. (kadimhukuk.com.tr/makale/dolandirildim-ne-yapmaliyim/ metnindeki suç tiplerinden ve CMK ilkelerinden hareketle)