İHAM'ın Pişkin-Türkiye kararında, başvurucunun iş akdinin feshine dayanak olan 667 sayılı KHK'nın, iç hukukta Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenemez olmasının, 'mahkemeye erişim hakkı' açısından yarattığı sorunu ve İHAM'ın bu soruna rağmen davayı esastan inceleyebilmesinin gerekçesini açıklayınız.
KHK'ların, özellikle de OHAL KHK'larının Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenemez olması, 'kanunla kurulmuş bir mahkemeye erişim hakkı' açısından ciddi bir sorun yaratır. Çünkü bireyler, temel haklarını doğrudan etkileyen ve kanun gücünde olan bu düzenlemelerin Anayasa'ya uygunluğunu en üst yargı merciinde denetletme imkanından mahrum kalırlar. Bu durum, hukuk devletinin temel direklerinden olan yargısal denetim ilkesini zedeler. Ancak İHAM, bu soruna rağmen Pişkin-Türkiye davasını esastan inceleyebilmiştir. Gerekçesi şudur: İHAM'ın denetlediği şey, KHK'nın kendisinin soyut olarak hukuka uygunluğu değil, bu KHK'ya dayanılarak yapılan 'birel işlemin' (başvurucunun iş akdinin feshedilmesi) ve bu işleme karşı yürütülen 'yargılamanın' İHAS'a uygun olup olmadığıdır. Başvurucu, KHK'nın iptali için değil, KHK'ya dayanılarak yapılan feshin iptali için iç hukukta bir dava açabilmiştir (İş Mahkemesi). Yani, başvurucunun 'mahkemeye erişim hakkı' fiilen engellenmemiştir. Bir mahkeme (İş Mahkemesi), uyuşmazlığı incelemiş ve bir karar vermiştir. İHAM'ın görevi de, bu yargılamanın İHAS m. 6'daki adil yargılanma standartlarına (gerekçeli karar, silahların eşitliği vb.) uygun yapılıp yapılmadığını denetlemektir. İHAM, yerel mahkemelerin KHK hükmünü uygularken, İHAS'ın gerektirdiği güvenceleri sağlayıp sağlamadığına bakmıştır. Somut olayda, mahkemeler bu güvenceleri (özellikle gerekçeli karar hakkı) sağlamadığı için ihlal kararı vermiştir. Kısacası İHAM, soyut norm denetimi yapmadığı için, KHK'nın denetlenemez olması sorununa rağmen, somut bireysel başvuruya konu yargılamayı denetleyebilmiştir. (sen.av.tr/tr/makale/iham-kararinda-durust-yargilanma-hakkinin-medeni-hak-ve-yükümlülüklere-tatbiki)