CMK m.93'e göre kelepçe takılabilmesi için 'belirtilerin varlığı' şart koşulmuştur. Bir kolluk görevlisi, kamuoyunda tanınan ve kaçma şüphesi bulunmayan bir iş insanını, 'her şüpheli potansiyel olarak tehlikelidir' şeklindeki genel bir varsayıma dayanarak kelepçelemiştir. Bu uygulamanın CMK m.93'e uygunluğunu, 'belirti' kelimesinin hukuki anlamını ve 'masumiyet karinesi' ile olan ilişkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111339

Bu uygulama, CMK m.93'e uygun değildir. Kanun, kelepçe takılmasını 'kaçacaklarına veya kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı' şartına bağlamıştır. 'Belirti' kelimesinin hukuki anlamı, soyut, genel ve varsayımsal bir ihtimal değil; somut, gözlemlenebilir ve o kişiye özgü bir olgu veya davranıştır. Örneğin, şüphelinin yakalanma sırasında direnmesi, saldırgan tavırlar sergilemesi, kaçmaya teşebbüs etmesi, üzerinde silah bulunması veya daha önce benzer eylemlerinin olması somut birer 'belirti' olabilir. 'Her şüpheli potansiyel olarak tehlikelidir' varsayımı, kanunun aradığı 'kişiye özgü somut belirti' şartını karşılamayan, genel ve soyut bir önyargıdır. Bu yaklaşım, 'masumiyet/suçsuzluk karinesi' ile de çelişir. Masumiyet karinesi, bir kişinin suçu kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla sabit olana kadar masum kabul edilmesini gerektirir. Kişiye, sırf şüpheli olduğu için ve hiçbir somut belirti yokken, potansiyel bir tehlike olarak yaklaşıp kelepçe takmak, bu karinenin özünü zedeler ve kişiyi peşinen 'tehlikeli suçlu' olarak damgalar. Dolayısıyla, kolluğun bu uygulaması, kanunun lafzına ve ruhuna aykırıdır ve hukuka aykırı bir tedbir niteliğindedir. (sen.av.tr/tr/makale/kelepce)