Bir kişi, 15 yaşından küçük bir çocuğun 'rıza gösterdiğini' iddia ederek onunla cinsel ilişkiye girmiştir. Bu kişinin eylemi TCK m. 103 (çocuğun cinsel istismarı) kapsamında mı, yoksa TCK m. 104 (reşit olmayanla cinsel ilişki) kapsamında mı değerlendirilmelidir? Bu iki suç arasındaki temel ayrım ve kanun koyucunun 15 yaşını bir sınır olarak belirlemesinin ardındaki felsefe nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111333

Bu kişinin eylemi, TCK m. 103/2'de düzenlenen 'çocuğun nitelikli cinsel istismarı' suçu kapsamında değerlendirilmelidir. TCK m. 104'teki 'reşit olmayanla cinsel ilişki' suçu, ancak mağdurun 'onbeş yaşını tamamlamış' olması ve ilişkinin cebir, tehdit ve hile olmaksızın, yani rızaya dayalı olarak gerçekleşmesi halinde uygulanabilir. İki suç arasındaki temel ayrım, mağdurun yaşı ve rızasının hukuki geçerliliğidir. Kanun koyucunun 15 yaşını bir sınır olarak belirlemesinin ardındaki felsefe şudur: 15 yaşını tamamlamamış bir çocuğun, cinsel bir fiilin (özellikle cinsel ilişkinin) anlamını, sonuçlarını ve kendisine yönelik potansiyel fizyolojik ve psikolojik zararlarını kavrayacak olgunlukta olmadığı, dolayısıyla bu tür bir eyleme hukuken geçerli bir 'rıza' gösteremeyeceği yönünde mutlak bir karine kabul edilmiştir. Bu yaştaki bir çocuğun rızası yok hükmündedir. Bu nedenle, 15 yaşından küçük bir çocukla yaşanan her türlü cinsel ilişki, rıza iddiasına bakılmaksızın, çocuğun iradesine karşı işlenmiş bir 'istismar' olarak kabul edilir ve daha ağır yaptırımlar içeren TCK m. 103/2'ye göre cezalandırılır. TCK m. 104 ise, 15-18 yaş arasındaki, algılama yeteneği daha gelişmiş kabul edilen çocukların rızaya dayalı cinsel ilişkilerini daha hafif bir yaptırımla (şikayete bağlı olarak) düzenlemiştir. (or.av.tr/cocuklarin-cinsel-istismari-sucu-tck-m-103/ metnindeki yaş ayrımlarından hareketle)