Bir imar planı iptal davasında, dava dilekçesinde davalı olarak 'X İlçesi Belediye Başkanlığı' gösterilmiştir. Mahkemenin, bu durumda davayı 'husumet yokluğu' nedeniyle reddetmesi mi, yoksa İYUK m. 15 uyarınca bir işlem yapması mı gerekir? Doğru hasmın kim olduğunu ve mahkemenin izlemesi gereken usulü metindeki bilgilere göre açıklayınız.
Mahkemenin, davayı 'husumet yokluğu' nedeniyle reddetmesi usulen yanlış olur. Mahkemenin, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde düzenlenen 'hasım düzeltme' (veya re'sen hasım tespiti) mekanizmasını işletmesi gerekir. Metinde, 'İlköğretim ve lise öğrencileri tarafından açılan davalarda davalı idare; dava açan öğrencinin okulu bir ilçe idaresi sınırları içerisinde ise kaymakamlık, il sınırları içinde ise valilik olacaktır. Bu tür davalarda hasım ehliyeti yalnızca kaymakamlık ve valilikler için söz konusudur' denilerek, idari teşkilat içindeki hasım ehliyetinin kime ait olduğu belirtilmiştir. İmar planları konusunda ise, planı onaylayan merci belediye meclisi olsa da, davalarda tüzel kişiliği temsil eden makam esas alınır. İlçe belediyelerinin yaptığı planlara karşı açılan davalarda doğru hasım, 'X İlçesi Belediye Başkanlığı' değil, tüzel kişiliği temsil eden 'X Kaymakamlığı' (ilçe belediyelerinde) veya 'Y Valiliği' (il belediyelerinde) olabilir. Ancak daha yerleşik uygulama, tüzel kişiliğin kendisi olan 'X Belediyesi'nin hasım gösterilmesidir. Somut olayda, davacı hasmı yanlış göstermiştir. Mahkeme, bu durumu ilk incelemede tespit ederek, davayı reddetmek yerine, doğru hasım olan 'X Kaymakamlığı'na veya 'X Belediyesi'ne dilekçeyi tebliğ ederek davaya devam etmelidir. Bu, hak arama hürriyetini korumaya yönelik ve idari yargıya özgü bir usul kuralıdır. (kadimhukuk.com.tr/makale/sinav-sonucuna-itiraz-not-tespit-davasi/ metnindeki hasım tespiti mantığından hareketle)