Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2017/3916 K. sayılı kararında, borçlunun ihalenin feshi talebiyle açtığı ikinci davanın, ilk dava henüz kesinleşmediği için 'derdestlik' nedeniyle reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. 'Derdestlik' bir dava şartı olarak ne anlama gelir ve bu ilkenin ceza ve hukuk yargılamasındaki temel amacı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111325

'Derdestlik' (lis pendens), HMK m. 114/1-ı'da düzenlenen bir dava şartıdır ve daha önceden açılmış ve halen görülmekte olan bir davanın, aynı taraflar arasında ve aynı konuda ikinci kez açılmasını engelleyen bir usul ilkesidir. Bir davanın derdest sayılabilmesi için, ilk davanın açılmış olması ve henüz kesin bir hükümle sonuçlanmamış olması gerekir. Temel amacı, usul ekonomisini sağlamak ve çelişkili kararların ortaya çıkmasını önlemektir. - Usul Ekonomisi: Aynı uyuşmazlık için birden fazla mahkemenin meşgul edilmesini, gereksiz masraf ve emek harcanmasını engeller. - Çelişkili Kararların Önlenmesi: Aynı konuda farklı mahkemelerde görülen davalarda, birbiriyle çelişen iki farklı kararın çıkma riskini ortadan kaldırır. Bu, hukuki güvenlik ve istikrar için zorunludur. Yargıtay kararında da, borçlu ihalenin feshine ilişkin ikinci şikayetini yaptığında, ilk şikayet dosyası henüz kesinleşmediği için (derdest olduğu için), ikinci başvurunun bu dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemenin, bu durumu göz ardı edip işin esasına girerek karar vermesi usule aykırı bulunmuştur. Bu ilke, ceza yargılamasında 'non bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz) ilkesiyle de paralellik taşır ve temel amacı, bir hukuki uyuşmazlığın tek bir yargısal süreçte ve tek bir kararla nihai olarak çözülmesini sağlamaktır. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-374-yargilamanin-iadesi.html)