Bir ceza infaz kurumunda, hükümlülerin koğuşunda yapılan aramaya karşı çıkan bir grup hükümlü hakkında 'aramaya karşı çıkma' eylemi nedeniyle disiplin soruşturması başlatılmış ve ceza verilmiştir. Bu ceza, İnfaz Hakimliği tarafından 'soruşturmanın yasal sürelere uyulmadığı' gerekçesiyle iptal edilmiştir. İnfaz Hakimliği'nin bu kararına karşı yapılan itirazı inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi, soruşturmanın yasal süreler içinde yapıldığını tespit ederek İnfaz Hakimliği kararını kaldırmalıdır. Bu olayı, Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2016/21 E. sayılı kararı ışığında değerlendirerek, disiplin soruşturma sürelerinin nasıl hesaplanması gerektiğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111322

Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin ilgili kararındaki mantığa göre, Ağır Ceza Mahkemesi'nin İnfaz Hakimliği kararını kaldırması ve itirazı reddetmesi gerekirdi. Disiplin soruşturma sürelerinin hesaplanması şöyledir: Olay 13.03.2013'te gerçekleşmiş. 5275 S.K. m.47/2'ye göre, eylemin öğrenilmesinden itibaren 'en geç iki gün içinde' soruşturmaya başlanmalıdır. Karara konu olayda, 14.03.2014 (muhtemelen 2013 olmalı) tarihinde muhakkik görevlendirilerek soruşturmaya başlanmıştır. Bu, 2 günlük süreye uygundur. m.47/3'e göre, soruşturma 'en geç yedi gün içerisinde' tamamlanıp raporun kurula sunulması gerekir. Muhakkik, raporunu 21.03.2014'te, yani soruşturmaya başlama tarihinden itibaren 7 gün içinde sunmuştur. Bu da yasal süreye uygundur. m.47/5'e göre, disiplin kurulu 'en geç üç gün içinde' karar vermelidir. Kurul, kararını 24.03.2014'te, yani raporun sunulmasından itibaren 3 gün içinde vermiştir. Bu da yasal süreye uygundur. Sonuç olarak, disiplin soruşturmasının tüm aşamaları kanunda öngörülen sürelere uygun olarak yürütülmüştür. İnfaz Hakimliğinin, sürelerin aşıldığı gerekçesiyle verdiği iptal kararı hatalıdır. Bu nedenle itiraz mercii olan Ağır Ceza Mahkemesi'nin, itirazı kabul ederek İnfaz Hakimliği kararını kaldırması ve disiplin cezasının hukuka uygun olduğuna karar vermesi gerekirdi. (Yargıtay 19. CD, E. 2016/21, K. 2016/695 kararına atıfla, metindeki maddi hata düzeltilerek yorumlanmıştır)