Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2018/8833 K. sayılı kararında, 'tapu kaydında düzeltim' davası sonucunda verilen kararın maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği belirtilmiştir. Bu durumun, bu tür bir karara karşı HMK m. 374 uyarınca 'yargılamanın iadesi' yolunun kapalı olmasındaki rolünü açıklayınız. Hak iddia eden kişilerin izlemesi gereken doğru hukuki yol nedir?
Bu durumun rolü belirleyicidir. HMK m. 374, yargılamanın iadesinin ancak 'maddi anlamda kesin hüküm' teşkil eden, yani taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan ve nihai olarak çözen kararlara karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olduğunu düzenler. Yargıtay kararında, 'tapu kaydında düzeltim' davalarının HMK m.382 uyarınca 'çekişmesiz yargı' işi olduğu ve bu işlerde verilen kararların HMK m.388 gereği maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği vurgulanmıştır. Bu kararlar, aksi ispat edilinceye kadar geçerli olan, tespit niteliğinde belgelerdir. Maddi anlamda kesin hüküm gücü olmayan bir karara karşı, bu gücü ortadan kaldırmayı amaçlayan yargılamanın iadesi yoluna başvurulmasında hukuki bir mantık ve yarar yoktur. Bu nedenle bu yol kapalıdır. Hak iddia eden kişilerin izlemesi gereken doğru hukuki yol, metinde de belirtildiği gibi, 'önceki davadaki kişileri taraf göstererek Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açacakları çekişmeli bir dava sonucunda haklarını iddia ve ispat etmektir.' Örneğin, tapu kaydındaki düzeltmenin yanlış olduğunu iddia eden mirasçılar, 'tapu iptal ve tescil' gibi çekişmeli bir dava açarak iddialarını kanıtlamaya çalışmalıdırlar. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-374-yargilamanin-iadesi.html)