Bir sanık, 18 yaşını doldurmadan hemen önce işlediği bir suçtan dolayı yargılanmaktadır. Yargılama devam ederken 18 yaşını doldurmuştur. Bu sanığa, Çocuk Koruma Kanunu ve CMK'daki çocuklara özgü koruyucu usul hükümleri (örneğin duruşmaların kapalı yapılması, kelepçe takma yasağı) uygulanmaya devam eder mi? Bu konudaki temel ilke nedir?
Bu konudaki temel ilke, 'suçun işlendiği tarihteki yaşın' esas alınmasıdır. Ceza sorumluluğu (TCK m.31) ve uygulanacak maddi ceza hukuku kuralları, kişinin fiili işlediği andaki yaşına göre belirlenir. Yani, sanık suçu işlediğinde 18 yaşından küçük olduğu için, hakkında verilecek cezada TCK m.31'deki yaş küçüklüğü indirimi mutlaka uygulanacaktır. Ancak, usul hükümlerinin uygulanmasında durum farklıdır. Ceza muhakemesi usulü, 'derhal uygulama' ilkesine tabidir. Çocuğa özgü koruyucu usul hükümlerinin amacı, yargılama sürecinde çocuğun psikolojisini ve üstün yararını korumaktır. Sanık yargılama sırasında 18 yaşını doldurarak 'yetişkin' statüsüne geçtiği için, artık bu özel korumaya ihtiyacı kalmadığı kabul edilir. Dolayısıyla, 18 yaşını doldurduktan sonraki duruşmaların kapalı yapılması zorunluluğu ortadan kalkar ve genel kurallar (duruşmaların aleniliği) uygulanır. Benzer şekilde, metinde de tartışılan kelepçe takma yasağı gibi hükümler, sanığın 18 yaşını doldurmasıyla birlikte yetişkinler için geçerli olan CMK m.93 kurallarına tabi hale gelir. Özetle, maddi ceza hukuku açısından suç tarihindeki yaş, usul hukuku açısından ise işlemin yapıldığı andaki yaş (statü) esas alınır. (sen.av.tr/tr/makale/kelepce metnindeki çocuklara ilişkin hükümlerden yola çıkılarak)