Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/8692 K. sayılı kararında, usulsüz tebligat nedeniyle kesinleşmemiş olan boşanma kararına karşı yapılan 'yargılamanın yenilenmesi' talebi, mahkemece 'HMK 375. maddedeki koşulların oluşmadığı' gerekçesiyle reddedilmiştir. Yargıtay, bu ret gerekçesini neden 'doğru olmamıştır' şeklinde nitelemiş ve hükmün 'ret gerekçesinin değiştirilerek onanmasına' karar vermiştir? Bu kararın usul ekonomisi ilkesiyle ilişkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111306

Yargıtay, mahkemenin ret kararını sonuç olarak doğru bulmuş ancak gerekçesini hatalı bulmuştur. Mahkeme, talebi esastan inceleyip 'HMK m. 375'teki yargılamanın iadesi sebepleri yok' diyerek reddetmiştir. Oysa Yargıtay'a göre, talep zaten en başta usulden reddedilmeliydi. Çünkü karar kesinleşmediği için yargılamanın iadesi yoluna başvurulamazdı. Mahkemenin, talebin esasına girerek HMK m. 375'i tartışması, usulen hatalı bir inceleme yapması anlamına gelir. Yargıtay'ın 'ret gerekçesinin değiştirilerek onanmasına' karar vermesi, usul ekonomisi ilkesinin bir gereğidir. Yargıtay, mahkemenin ret kararının sonucunun doğru olduğunu, ancak gerekçesinin yanlış olduğunu tespit etmiştir. Eğer kararı sadece 'hatalı gerekçe' nedeniyle bozsaydı, dosya yerel mahkemeye geri dönecek, yerel mahkeme de bu kez doğru gerekçeyle (karar kesinleşmediği için talebin usulden reddi) yine bir ret kararı verecek ve bu karar muhtemelen tekrar Yargıtay'a gelecekti. Bu, zaman ve emek kaybına yol açardı. Bunun yerine Yargıtay, HMK m. 438/son fıkrasının (eski HUMK) kendisine verdiği yetkiyi kullanarak, kararın sonucunu doğru bulduğu için onamış, ancak hukuka aykırı olan gerekçeyi 'karar kesinleşmediğinden yargılamanın iadesi istenemeyeceği' şeklinde düzelterek, yargılamanın gereksiz yere uzamasını engellemiştir. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-374-yargilamanin-iadesi.html)