Bir Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresinde, gecikmesinde sakınca bulunan bir halde 5651 sayılı Kanun m. 8/2 uyarınca 'erişimin engellenmesi' kararı vermiştir. Savcının bu kararla ilgili olarak 24 saat içinde yerine getirmesi gereken yükümlülük nedir ve bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin hukuki sonucu ne olur? Bu usulün, aynı kanunun 8/4. maddesi uyarınca BTK Başkanına tanınan yetkiden farkını 'yargısal denetim' açısından açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111301

Cumhuriyet Savcısının yerine getirmesi gereken yükümlülük, verdiği 'erişimin engellenmesi' kararını, kararı verdiği andan itibaren 'yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunmaktır'. Hakim (sulh ceza hakimi), kararını en geç yirmi dört saat içinde açıklar. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, yani kararın süresi içinde hakim onayına sunulmaması halinde, savcının verdiği 'tedbir, kendiliğinden kalkar' (5651 S.K. m.8/2). Bu, tedbirin hukuki geçerliliğini yitirmesi anlamına gelir. Bu usulün BTK Başkanına tanınan (AYM tarafından iptal edilen) yetkiden temel farkı 'yargısal denetim'dir. Savcı, her ne kadar iddia makamı olsa da, bir yargı mensubudur ve verdiği bu karar dahi derhal bağımsız bir yargı organı olan hakimin denetimine sunulmak zorundadır. Bu, 'kuvvetler ayrılığı' ve 'hak arama hürriyeti' ilkelerinin bir gereğidir. Savcının kararı, hakimin onayı olmadan ayakta kalamaz. Oysa BTK Başkanı, idari bir makamdır ve m.8/4'te (iptal öncesi haliyle) ona tanınan yetkide, verdiği kararı bir hakimin onayına sunma zorunluluğu bulunmamaktaydı. İşte bu denetimsizlik, AYM'nin iptal kararının en temel gerekçelerinden birini oluşturmuştur. (sen.av.tr/tr/makale/AYM’nin-internet-kanunu-ile-ilgili-iptal-kararinin-degerlendirilmesi)