Bir sanık, 'karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olan' lehine karar verilen tarafın bu eylemi nedeniyle aleyhine verilen hükmün kesinleştiğini iddia etmektedir. Bu sanığın, HMK m. 375/h'ye dayanarak yargılamanın iadesini talep edebilmesi için 'hileli davranışın' hangi niteliklere sahip olması gerekir? Sadece yalan beyanda bulunmak bu kapsamda bir hile sayılır mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111299

HMK m. 375/h'ye dayanarak yargılamanın iadesi talep edilebilmesi için 'hileli davranışın' belirli niteliklere sahip olması gerekir. Sadece karşı tarafın veya tanığının yalan beyanda bulunması, tek başına bu madde kapsamında bir 'hile' olarak kabul edilmez. Yargıtay içtihatlarına göre hileli davranışın şu özellikleri taşıması gerekir: 1) Aldatıcı Nitelikte Olmalı: Davranış, mahkemeyi veya karşı tarafı aldatmaya, yanıltmaya yönelik olmalıdır. 2) Yargılamanın Gidişatını Etkilemeli: Hileli davranış, davanın sonucunu, yani mahkemenin kararını doğrudan etkilemiş olmalıdır. Hilenin varlığı ile hüküm arasında bir illiyet bağı bulunmalıdır. 3) Kasıtlı Olmalı: Davranış, karşı tarafça bilinçli ve kasıtlı olarak, mahkemeyi yanıltmak amacıyla yapılmalıdır. 4) Yargılama Sırasında Tespit Edilememiş Olmalı: Hileli davranışın varlığı, yargılama sırasında dürüst bir tarafın ve hakimin normal bir dikkatle fark edemeyeceği, gizli ve ustaca bir nitelik taşımalıdır. Eğer hile, yargılama sırasında kolayca anlaşılabilecek nitelikte ise ve buna rağmen itiraz edilmemişse, sonradan yargılamanın iadesi sebebi yapılamaz. Örneğin, sahte bir belge ibraz etmek, önemli bir delili gizlemek veya mahkemeyi yanıltmak için bir komplo kurmak 'hileli davranış' sayılabilirken; bir tanığın basitçe yalan söylemesi genellikle bu kapsama girmez (yalan tanıklık için ayrı bir iade sebebi olan m.375/e vardır). (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-374-yargilamanin-iadesi.html)