5651 sayılı Kanun m. 8/4 uyarınca BTK Başkanının yeterli şüphe üzerine verdiği içeriğin çıkarılması kararı, AYM tarafından 'suçsuzluk karinesi'ne aykırı bulunmuştur. AYM'nin bu kararının temelindeki 'tedbirin geçici olmaması' eleştirisini, ceza muhakemesindeki 'elkoyma' veya 'tutuklama' gibi diğer koruma tedbirlerinin niteliğiyle karşılaştırarak açıklayınız.
AYM'nin 'tedbirin geçici olmaması' eleştirisi, kararın niteliğiyle ilgilidir. Ceza muhakemesindeki 'elkoyma' veya 'tutuklama' gibi koruma tedbirleri, doğaları gereği 'geçici'dir. Bu tedbirler, soruşturma veya kovuşturmanın selameti için (delillerin karartılmasını önlemek, şüphelinin kaçmasını engellemek vb.) uygulanır ve yargılama sonucunda verilen hükümle birlikte sona ererler. Örneğin, beraat eden bir kişinin tutukluluğu sona erer ve elkonulan malı iade edilir. Bu tedbirler, nihai bir suçluluk kararına dayanmaz. Oysa AYM'nin iptal ettiği 5651 S.K. m.8/4'teki 'içeriğin çıkarılması' kararı, her ne kadar bir tedbir gibi görünse de, sonuçları itibarıyla 'kalıcı' ve 'nihai' bir nitelik taşımaktadır. Bir içerik internet ortamından tamamen çıkarıldığında, bu durum geri döndürülemez bir sonuç yaratır. Kişi hakkında daha sonra takipsizlik veya beraat kararı verilse bile, çıkarılan içerik geri gelmez ve kişi hakkındaki 'suçlu' imajı veya sansür devam etmiş olur. AYM, bu nedenle tedbirin ceza yargılaması süreciyle bağlantılı olması ve bu süreç sonunda yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini, mevcut haliyle kalıcı bir mahkumiyet gibi sonuç doğurmasının suçsuzluk karinesini ihlal ettiğini belirtmiştir. (sen.av.tr/tr/makale/AYM’nin-internet-kanunu-ile-ilgili-iptal-kararinin-degerlendirilmesi)