Pişkin-Türkiye kararında İHAM, KHK ile işten çıkarılan başvurucunun iş akdinin feshinin 'ceza yargılamaları sonucunda hükmedilen adli bir yaptırım ile karıştırılmaması gerektiğini' vurgulamıştır. Bu ayrımın, İHAS m. 6'nın 'cezai alanda yöneltilen suçlamalar' boyutu yerine 'medeni hak ve yükümlülükler' boyutunun uygulanmasına karar verilmesindeki rolünü açıklayınız.
Bu ayrım, İHAS m. 6'nın hangi fıkrasının (ve dolayısıyla hangi güvencelerin) uygulanacağının belirlenmesinde kritik bir rol oynamıştır. İHAS m. 6, iki farklı alanı düzenler: 'medeni hak ve yükümlülükler' (m.6/1) ve 'cezai alanda yöneltilen suçlamalar' (m.6/1, 2, 3). 'Cezai suçlama' kavramı da İHAM tarafından özerk yorumlanır ve bir eylemin iç hukuktaki adlandırmasından çok, niteliğine ve yaptırımın ağırlığına bakılır. Somut olayda, işten çıkarma işlemi, her ne kadar gerekçesi 'terör örgütüyle iltisak' gibi cezai bir çağrışım yapsa da, şu nedenlerle 'cezai bir suçlama' olarak kabul edilmemiştir: 1) Kararı Veren Makam: Kararı bir ceza mahkemesi değil, idari bir makam (işveren) vermiştir. 2) Yaptırımın Niteliği: Uygulanan yaptırım, hapis veya para cezası gibi klasik bir cezai yaptırım değil, iş sözleşmesinin feshidir. Bu, iş hukukuna özgü bir tedbirdir. 3) Yargılama Süreci: Olay, bir ceza soruşturması veya kovuşturması sonucunda gerçekleşmemiştir. İHAM, bu nedenlerle olayı 'cezai bir suçlama' olarak görmemiş, iş akdinin feshinin kişinin çalışma hakkı, ücreti, tazminatları gibi özel hukuktan kaynaklanan 'medeni hak ve yükümlülüklerini' doğrudan etkileyen bir uyuşmazlık olduğuna karar vermiştir. Bu tespit, davanın İHAS m.6'nın medeni hukuk güvenceleri kapsamında incelenmesini sağlamıştır. Eğer olay 'cezai suçlama' olarak kabul edilseydi, suçsuzluk karinesi, savunma için yeterli zaman ve kolaylık gibi m.6/3'teki ek güvenceler de devreye girecekti. (sen.av.tr/tr/makale/iham-kararinda-durust-yargilanma-hakkinin-medeni-hak-ve-yükümlülüklere-tatbiki)