5651 sayılı Kanun m.9'a ilişkin AYM iptal kararının gerekçesinde, 'yargı makamlarına geniş bir takdir alanı' yaratıldığı ve bunun 'belirlilik' ilkesine aykırı olduğu belirtilmiştir. Bir kanun hükmünün yargı organına 'geniş takdir alanı' tanıması, her durumda Anayasa'ya aykırı mıdır? Bu durumun Anayasa'ya aykırı sayılabilmesi için hangi koşulların oluşması gerektiğini, 'hukuki güvenlik' ve 'keyfiliğin önlenmesi' ilkeleri açısından tartışınız.
Bir kanun hükmünün yargı organına takdir alanı tanıması, tek başına Anayasa'ya aykırılık oluşturmaz. Yargı faaliyeti, soyut kanun kuralının somut olaya uygulanmasını içerdiği için doğası gereği bir miktar takdir yetkisi kullanımını gerektirir. Ancak bu takdir yetkisinin Anayasa'ya aykırı sayılabilmesi için şu koşulların oluşması gerekir: 1) Sınırların Belirsiz Olması: Kanun, hakime tanıdığı takdir yetkisinin çerçevesini, sınırlarını ve kullanılma koşullarını yeterince açık ve net bir şekilde çizmemişse, bu durum 'belirlilik' ilkesini ihlal eder. Hakim, hangi kriterlere göre karar vereceğini öngöremez hale gelir. 2) Keyfiliğe Yol Açması: Sınırları belirsiz olan geniş takdir yetkisi, uygulayıcıların (hakimlerin) objektif kriterlerden uzaklaşarak, sübjektif, tutarsız ve keyfi kararlar vermesine zemin hazırlar. Bu da 'hukuki güvenlik' ilkesini zedeler. Vatandaşlar, benzer durumlarda haklarında ne gibi bir karar verileceğini öngöremezler. 5651 S.K. m.9'da AYM, 'içeriğin çıkarılması' ve 'erişimin engellenmesi' gibi farklı ağırlıktaki tedbirlerden hangisinin hangi durumda seçileceğine dair objektif kriterlerin bulunmamasını, haklar arasında denge kurma yükümlülüğünün yeterince tanımlanmamasını, bu 'geniş ve belirsiz takdir alanı'nın keyfiliğe yol açtığını ve bu nedenle Anayasa'ya aykırı olduğunu tespit etmiştir. Yani sorun takdir yetkisinin varlığı değil, bu yetkinin sınırlarının belirsizliğidir. (sen.av.tr/tr/makale/AYM’nin-internet-kanunu-ile-ilgili-iptal-kararinin-degerlendirilmesi)