Yargılamanın iadesi talebinin, HMK m. 379 uyarınca öncelikle 'kanuni süre içinde yapılıp yapılmadığı' incelenir. HMK m. 377'de belirtilen sürelerin niteliğini (hak düşürücü/zamanaşımı) ve bu sürelerin ne zaman işlemeye başlayacağını, 'yeni bir belgenin ele geçirilmesi' (m. 375/ç) ve 'hükme esas alınan tanığın yalan tanıklık yaptığının sabit olması' (m. 375/e) sebepleri için ayrı ayrı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111279

HMK m. 377'de belirtilen süreler, 'hak düşürücü' sürelerdir. Yani bu süreler içinde dava açılmazsa, yargılamanın iadesi talep etme hakkı tamamen ortadan kalkar ve mahkeme bu hususu re'sen (kendiliğinden) dikkate alır. Bu sürelerin başlangıcı, iade sebebine göre değişir: 1) Genel Kural: Süre, üç ay ve her halde hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır. Üç aylık süre, iade sebebinin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. 2) Yeni Belgenin Ele Geçirilmesi (m. 375/ç): Bu sebep için üç aylık hak düşürücü süre, belgenin 'ele geçirildiği' tarihten itibaren başlar. Belgenin varlığının öğrenilmesi yeterli değildir, fiilen elde edilmesi gerekir. On yıllık azami süre de bu sebep için geçerlidir. 3) Yalan Tanıklık (m. 375/e): Bu sebepte durum farklıdır. Öncelikle, tanığın yalan tanıklık yaptığının 'kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması' gerekir. Üç aylık hak düşürücü süre, bu ceza mahkumiyeti kararının 'kesinleştiği' tarihten itibaren başlar ve bu bilginin yargılamanın iadesini talep edecek tarafa tebliğ edilmesi veya öğrenilmesiyle işlemeye başlar. Hükmün kesinleşmesinden itibaren işleyen on yıllık azami süre bu sebep için de geçerlidir. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-374-yargilamanin-iadesi.html)