Bir noter, sahte bir vekaletnameye dayanarak işlem yapmış ve bu nedenle bir kişi zarara uğramıştır. Zarara uğrayan kişi, notere karşı tazminat davası açmak istemektedir. Bu davanın, HMK m. 374 vd. hükümleri uyarınca 'yargılamanın iadesi' ile bir ilişkisi olabilir mi? HMK m. 375/d'de yer alan 'karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş olması' sebebini bu bağlamda değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111274

Bu olayda, HMK m. 374 vd. hükümlerinin doğrudan bir uygulaması yoktur, çünkü ortada yargılamanın iadesini gerektirecek, daha önce verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmamaktadır. Zarara uğrayan kişi, notere karşı doğrudan bir tazminat davası açacaktır. Ancak, HMK m. 375/d'deki sebep, olayın devamında dolaylı olarak relevant hale gelebilir. Şöyle bir senaryo düşünülebilir: Zarara uğrayan kişi (A), noter işlemiyle mülkünü kazanan kişiye (B) karşı tapu iptal ve tescil davası açar. Mahkeme, noter vekaletnamesini geçerli kabul ederek A'nın davasını reddeder ve karar kesinleşir. Daha sonra A, vekaletnamenin sahteliği iddiasıyla ayrı bir ceza veya hukuk davası açar ve vekaletnamenin sahte olduğuna dair kesinleşmiş bir mahkeme kararı alır. İşte bu noktada, HMK m. 375/d'de yer alan 'karara esas alınan senedin (vekaletnamenin) sahteliğine karar verilmiş olması' sebebi gerçekleşmiş olur. A, bu yeni ve kesinleşmiş sahtelik kararına dayanarak, daha önce kaybettiği tapu iptal ve tescil davası için 'yargılamanın iadesi' talebinde bulunabilir. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-374-yargilamanin-iadesi.html)