Metinde bahsedilen kanun teklifi, Cumhuriyet Başsavcısının denetim yetkisini, 'soruşturmayı sonlandıran kararlar arasında oluşabilecek farklılıkların giderilmesi' şeklinde genişletmektedir. Bu ifadenin, Cumhuriyet savcılarının soruşturma yürütürken sahip olduğu 'takdir yetkisi' üzerindeki potansiyel etkisini, özellikle delil değerlendirmesi ve suç vasıflandırması açısından tartışınız.
Bu ifadenin, savcıların takdir yetkisi üzerinde ciddi bir kısıtlama ve baskı yaratma potansiyeli vardır. Cumhuriyet savcısı, CMK uyarınca soruşturmayı yürütürken, topladığı delilleri serbestçe değerlendirir ve bu değerlendirme sonucunda bir vicdani kanaate ulaşır. Bu kanaate göre, suçun unsurlarının oluşup oluşmadığına, şüphenin derecesine (yeterli şüphe, basit şüphe vb.) ve fiilin hukuki niteliğine (suç vasıflandırması) karar verir. 'Farklılıkların giderilmesi' yetkisi, başsavcının bu sübjektif ve yargısal nitelikteki takdir alanına müdahale etmesine zemin hazırlar. Örneğin: 1) Delil Değerlendirmesi: Bir savcı, bir tanık beyanını çelişkili bularak ona itibar etmezken, başsavcı 'farklılığı giderme' adı altında o tanık beyanına itibar edilmesi ve iddianame düzenlenmesi yönünde bir telkinde veya talimatta bulunabilir. 2) Suç Vasıflandırması: Bir savcı, eylemi 'taksirle yaralama' olarak nitelendirirken, başsavcı 'benzer dosyalarda biz bunu kasten yaralama olarak değerlendiriyoruz' diyerek suç vasfının değiştirilmesini isteyebilir. Bu durum, savcıların bağımsız ve objektif bir şekilde delil takdiri yapmasını engeller, onları başsavcının genel eğilimine veya 'içtihatlarına' uymaya zorlar. Bu da savcılık makamını idari bir birime dönüştürerek, yargısal bir fonksiyon olan soruşturmanın ruhuna ve savcının kanundan aldığı takdir yetkisine aykırılık teşkil eder. (sen.av.tr/tr/makale/cumhuriyet-bassavcilarina-ek-yetki-verilmesine-dair-kanun-teklifi)