Asıl işveren-alt işveren ilişkisinde 'muvazaa'nın tespitinde dikkate alınan kriterlerden olan 'alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kimse olmaması' kuralının (4857 S.K. m.2/7) amacı nedir? Metindeki Alt İşverenlik Yönetmeliği'ne yapılan atıfla, bu kuralın bir istisnasını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111270

Bu kuralın temel amacı, işçilerin iş kanunundan doğan haklarının (özellikle iş güvencesi ve kıdem tazminatı gibi) hileli yollarla ortadan kaldırılmasını engellemektir. Uygulamada bazı işverenler, uzun süredir çalışan ve kıdem tazminatı yükü artan işçilerini işten çıkarıp, daha sonra bu işçiyi kağıt üzerinde bir şirket kurdurarak veya bir şirkete ortak ederek 'alt işveren' (taşeron) gibi göstermekte ve aynı işi bu kez alt işverenlik sözleşmesiyle yaptırmaya devam etmektedir. Bu yolla işçi, iş güvencesi kapsamı dışına çıkarılmakta ve geçmiş kıdem hakları sıfırlanmaktadır. Kanun koyucu, bu tür 'danışıklı' (muvazaalı) işlemleri engellemek için 'daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz' hükmünü getirmiştir. Metinde de belirtilen istisna şudur: 'Ne var ki, daha önce o işyerinde çalıştırılan işçinin bilahare tüzel kişi şirketin ya da adi ortaklığın hissedarı olması, alt işveren ilişkisi kurulmasına engel teşkil etmez.' Bu istisna, kişinin gerçekten kendi işini kurup bağımsız bir ticari faaliyete başlaması halini korumayı amaçlar. Ancak bu durumda bile, kurulan şirketin sadece o asıl işverene hizmet vermesi, bağımsız bir organizasyonunun olmaması gibi unsurlar varsa, ilişkinin yine de muvazaalı olduğu kabul edilebilir. (www.zulkufarslan.av.tr/asil-alt-isveren-iliskisi/)