5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 18, çocuklara kelepçe takılmasını yasaklarken, 'zorunlu hallerde ... kolluk tarafından gerekli önlem alınabilir' şeklinde bir istisna getirmektedir. Bu 'gerekli önlem' ifadesinin, kelepçe takılmasına izin verip vermediği konusundaki hukuki tartışmayı, 'kanunilik ilkesi' ve 'temel hakların sınırlanması' (Anayasa m.13) ilkeleri çerçevesinde analiz ediniz.
Bu ifadenin kelepçeyi kapsayıp kapsamadığı hukuken tartışmalıdır. İki zıt görüş ileri sürülebilir: 1) Kelepçe Takılamaz Görüşü: Bu görüş, 'kanunilik' ve 'belirlilik' ilkelerine dayanır. Anayasa m.13'e göre temel hak ve hürriyetler (kişi özgürlüğü) ancak kanunla sınırlanabilir. Kanun metni 'Çocuklara ... kelepçe ... takılamaz' diyerek açık ve net bir yasak koymuştur. 'Gerekli önlem' ifadesi ise belirsiz ve geneldir. Bu genel ifadeden, kanunun açıkça yasakladığı bir eylemin (kelepçe takma) yapılabileceğini çıkarmak, kanunilik ilkesine ve temel hakların sınırlanmasına ilişkin katı güvencelere aykırı olur. 'Gerekli önlem', çocuğu birden fazla görevli ile tutmak, özel araçla nakletmek gibi kelepçe dışındaki diğer fiziki tedbirler olarak yorumlanmalıdır. 2) Kelepçe Takılabilir Görüşü: Bu görüş ise, ifadenin esnekliğine ve amacına odaklanır. 'Zorunlu hallerde' çocuğun veya başkalarının hayat bütünlüğüne yönelik çok ciddi bir tehlike varsa ve başka hiçbir önlem yeterli olmuyorsa, 'gerekli önlem' ifadesinin son çare olarak kelepçeyi de kapsayabileceği iddia edilebilir. Ancak bu yorum, kanunun açık lafzı karşısında oldukça zayıftır ve temel hakların sınırlanmasında 'dar yorum' ilkesine aykırıdır. Hukuki açıdan daha sağlam olan ilk görüştür. Kanun bir şeyi açıkça yasaklamışsa, genel ve muğlak bir ifadeden bu yasağın delinebileceği sonucu çıkarılamaz.