CMK m. 93'te yakalanan ve tutuklanan kişilere kelepçe takılabilmesi düzenlenirken, 'gözaltına alınan' kişiden bahsedilmemektedir. Yazar, bu durumu bir 'hüküm eksikliği' olarak görmemekte ve gözaltındaki kişiye de kelepçe takılabileceğini savunmaktadır. Yazarın bu sonuca ulaşırken kullandığı hukuki yorum yöntemini (kıyas, evleviyet vb.) ve gerekçesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111267

Yazar, bu sonuca ulaşırken 'evleviyet' (öncelik, argumentum a fortiori) ve 'kıyas' yorum yöntemlerini bir arada kullanmaktadır. Yazarın gerekçesi şudur: Gözaltı, kişinin özgürlüğünün kısıtlandığı bir koruma tedbiri olarak, 'yakalanma' (daha hafif bir anlık tedbir) ile 'tutuklanma' (daha ağır bir tedbir) arasında yer alır. Kanun koyucu, daha hafif bir tedbir olan yakalananın nakli sırasında ve daha ağır bir tedbir olan tutuklunun nakli sırasında, CMK m.93'teki şartların (kaçma veya tehlike arz etme belirtisi) varlığı halinde kelepçe takılmasına izin vermiştir. Mantıksal olarak, bu iki tedbirin arasında yer alan gözaltındaki kişinin nakli sırasında da aynı şartlar mevcutsa, kelepçe takılabilmesi gerekir. Bu bir evleviyet (haydi haydi) yorumudur: Kanun daha azı (yakalanma) ve daha çoğu (tutukluluk) için izin veriyorsa, ortada olan (gözaltı) için de haydi haydi izin vermiş sayılır. Yazar, bu durumu bir 'hüküm eksikliği' olarak görmemektedir, çünkü kanunun ruhundan ve sistematiğinden bu sonucun çıkarılabileceğini, bu nedenle yasal bir boşluk olmadığını düşünmektedir. (sen.av.tr/tr/makale/kelepce)